|
2 Yaş ve
Taşıma 2 yaş çocuğu yürümeye, konuşmaya ve kendi
benliğini çevresinden ayrı olarak algılamaya başladığında yavaş
yavaş bağımsızca isteme ve davranma yetilerini geliştirir. Bu dönemde
toplumsal çevre ile bağlarını anne ve yakın aile bireyleri karşılar,
onların aracılığı ile kendini ifade eder. Bu yaşa kadar olan uyuma,
tuvalet eğitiminin yerini bağımsızlık almaya başlar. Pek çok açıdan
bağımsızlık konusunun içinde yürüme de vardır. Çocuk tek başına yürüme
alıştırmaları yaparken anne-babanın da taşımasını ister. Bu davranış
onun kendini güvende hissetmesini sağlar. Motor yeteneklerle, dil
becerisinin kazanılmasının, çocuğun bağımsızlığında etkisi büyüktür.
Bu dönemde çocuk her gün biraz daha bağımsızlığından haberdar
olmaya başlar. Heyecanını göstermeye, kendini özerk bir varlık olmaya,
tanımaya, kendini kanıtlamaya çalışır. Nesneler,
sosyal ilişkinin bir aracıdır. Bütün bu ilişkiler sonucunda sosyal
tepkiler verir, taklitle, utanarak, fiziksel ve sosyal bağlılıkla,
otoritenin kabulü ile, rekabetle, ilgi çekme ile, karşı koyma ile,
sosyal işbirliği ile……..vb. 2 yaş
çocuğu yetişkinlerle birlikte basit faaliyetlerde bulunabilir. Böylece
edilgen bir birey olmaktan kurtulur. 2 yaş çocuğu, aile dışındaki
bireylerle ilişki kurmaya ve kendi akranlarıyla olan beraberlikten zevk
almaya başlar. 2 yaşında çocuğun bağımsız bir varlık olduğu öğrenilir.
2 yaş aynı zamanda sorgu çağıdır. Taşı
beni sendromunu yaşayan çocuğu bu dönemin özelliklerine göre değerlendirirsek,
yolda biraz önünden yürüyüp bize yetişmesini sağlayabiliriz. Bağımsızlığına
düşkün olduğu için tek başına yürüdüğünde alkışlayabiliriz. Rekabetten hoşlandığı için koşuyormuş gibi yapıp,
bize yetişmesini sağlayabiliriz. Taklit döneminde olduğu için bizi
taklit etmesini sağlayabiliriz. İlgi çekme davranışını kullanarak
sevdiği bir oyuncağı veya eşyası ile biraz önden yürüyerek bize yetişmesini
sağlayabiliriz. Çocuğun
gelişimi ile ilgili bazen anne-babalar,
aile büyüklerinden aldıkları bilgi ile de, diğer çocuklarla
kendi çocuklarını karşılaştırmaktadırlar. Her çocuk tek, önemli,
değerli ve kendine özgüdür. Her çocuk kendi çabası içinde değerlendirilmelidir.
Bir başka çocuk veya ailenin davranışı, tutumu ile kendimizi karşılaştırmamalıyız. Çocuk
doğduğu andan itibaren günde ortalama 10 olumsuz ileti almakta. Yapılan
araştırmalara göre bu durum sürekli katlanarak büyümekte. Çok iyi
niyetle yapılsa bile “ Yavrum yine düşeceksin, tutunmazsan bir yerin acır,
ver elini bana düşersin” gibi cümleler olumsuz etki yapabilir. “ Ver
elini ” ile güven mesajı giderken, “ Düşersin” ile güvensizlik
mesajı vermiş oluruz. Çocuğun yaptığı iyi şeyleri değerlendirip, ölçüt
almak önemlidir. Bizim verdiğimiz olumsuz iletiler günde 10 tanede olsa,
bu yılda 3650 gibi bir sayıverir. 20 yaşında ise bu 73.000 olumsuz ileti
haline gelir. “Evet ama, keşke, olmadı, yapamazsın…” gibi kelimeler
olumsuz etkiye sahiptir. Taşı
sendromunda ailenin de kişilik özelliği önemlidir. Örneğin; anne hep
yaşamında evde, iş hayatında aşırı fedakar ve yük taşımaya eğilimli
ise, koruyucu, kollayıcı bir tavır sergiliyorsa, çocuğu taşımaya eğilimlidir.
Çocuk taşınmak istendiğinde hemen kucağa alınır. Mükemmelliyetçi
bir anne-baba ise çocuk mükemmeli yapamadığı için eleştirilir, yürümekten
vazgeçer, tutunur, sürekli taşınmak ister. Hiçbir şeye karışmayan,
her şeyi oluruna bırakan bir ailede ise çocuğu motive edecek bir şey
yoktur. “Nasıl olsa günün birinde yürüyecek, taşımamda sakınca
yok” gibi düşünen aileler de, çocuğun gelişimine olumsuz katkıda
bulunur. Çocuk önemsenmediğini düşünür, bu hisle büyür. 2 yaş
çocuğu motor-beceri açısından neler yapabilir, biz onun için neler
yapabiliriz? Şimdi de bunu inceleyelim: -
Kolayca durup, yeniden koşmaya başlayabilir, engellerden sakınır. Sık,
sık “Düşersin, yapma, koşma” dememek gerekir. Minik adımlarla biraz
önünde yavaş tempoyla koşarak onun koşmasını sağlayabiliriz. -
Dinlenmek ya da yerde duran bir nesne ile oynamak için, dengesini
yitirmeden çömelebilir, ellerini kullanmadan yeniden ayağa kalkabilir.
Dinlendikten sonra yürümeye teşvik edebiliriz. Yürürken dinlenmesine
izin vermeliyiz. “Hayır gerek yok, yürü, koş” gibi baskı yapmamalıyız. - Büyük
tekerlekli oyuncakları ileri doğru itip-çekebilir. Böyle oyuncakları
kullanarak yürümesini motive edebiliriz. “Haydi, arabayı yürütelim”
gibi…. - Kendi
boyutlarını, çevresindeki nesnelerin boyutlarını, konumlarıyla (
dolap, kutu,vb. ) giderek daha iyi kavrayıp, değerlendirebilir. “ Dolaba
yürüyelim, kutuyu al, kutuya koş…” gibi komutlarla yürümesi sağlanır. - Büyük
bir topa tekmeyle vurulabilir, topun üstüne yürür. “Topun peşinden koşalım,
topu yakala” gibi komutlar verebiliriz. Çocuğu
yetiştirmede her davranış onun güvenli-girişken yetişmesinde olumlu
katkıda bulunur. Bize sorun gibi gelen pek çok şey onun kendini, bizim de
onu tanımamız için yaşadığımız deneyimdir. |